12 Mart 2011 Cumartesi

Copa America U17 Başlıyor...



Copa America U17, ya da bir diğer deyişle Güney Amerika 17 Yaş Altı Turnuvası heyecanı bu gece start alıyor. Ekvador - Bolivya maçıyla açılacak olan turnuva 9 Nisan'a kadar devam edecek.

Blog olarak takipçisi olacağımız bu turnuvadan ümitlerimiz yüksek. En az Sudamericano U20 kadar zevkli ve güzel bir turnuva olmasını bekliyoruz. Tabii oyunculardan da beklentilerimiz yüksek. Sudamericano U20'de birçok iyi oyuncu keşfetmiştik. Bu turnuvada da aynı durum yaşanırsa işimiz var demektir :) Şaka bir yana geleceğin yıldızlarını izlemek büyük bir keyif ve biz bundan zevk alıyoruz.

Turnuvaya şöyle bir bakacak olursak:

Turnuvada haliyle 10 takım bulunuyor. Bunlar; Arjantin, Bolivya, Brezilya, Kolombiya, Peru, Paraguay, Şili, Uruguay, Venezuela ve ev sahibi Ekvador.

A grubunu oluşturan takımlar: Arjantin, Bolivya, Ekvador, Peru ve Uruguay. Geriye kalan 5 ülkede B grubunu oluşturuyor.

Turnuvada ilk 4 sırayı alan takımlar bu yıl Meksika'da düzenlenecek olan Fifa 17 Yaş Altı Dünya Şampiyonası'nda mücadele etme hakkı kazanacak.

Turnuvanın en çok kazanan takımı, aynı zamanda son 3 turnuvanın şampiyonu olan Brezilya. Brezilya'yı 2 şampiyonlukla Arjantin izlerken, Bolivya ve Kolombiya'nın da birer şampiyonluğu bulunuyor.

Turnuvanın en büyük favorisi Brezilya. Ancak Brezilya'nın hocası Emerson Avila, oyuncularının rehavete kapılmamasını istiyor ve ekliyor: ''Biz U20'ler gibi değiliz. Bizim takımımızda bir Neymar veya Lucas yok. Eğer şampiyon olmak istiyorsak takım halinde hareket etmemiz gerekecek. Bunu başaracağız''

Brezilya'nın en büyük rakibi Arjantin olacaktır. Beklentiler bu yönde. Kişisel görüşüm Uruguay'ın turnuvanın sürpriz takımı olabileceği yönünde. Meksika biletini alabileceklerini düşünüyorum. Bilet için son adayım ise Kolombiya. Onlara da dikkat etmek gerek.



Turnuvanın en merak edilen oyuncusu ise şüphesiz Lucas Piazon. Tüm gözler Yeni Kaka olarak lanse edilen 17 yaşındaki oyuncunun üzerinde olacak. Biz de performansını merakla bekliyoruz.

Tıpkı Sudamericano U20'de yaptığımız gibi, turnuvada dikkat çeken oyuncuları, gözümeze çarpanları, detayları burada paylaşacağız. Umarım zevkli ve güzel bir turnuva izleriz.

Matthias Zimmermann

Tam İsmi: Matthias Zimmermann

Uyruk: Almanya

Oynadığı Klüp: Karlsruhe

Mevkii: Sağ Bek

Doğum Tarihi: 16.06.1992

Boy: 1,78

Ayak: Sağ





Almanya'nın yeni jenerasyonun ne kadar kuvvetli olduğundan daha önce bahsetmiştim. Gerçi bu çoğu kişi tarafından bilinen, kabul edilen bir durum. Gerçekten de müthiş bir jenerasyon Almanları bekliyor. Kıskanmamak elde değil.

Bu jenerasyonun ürünlerinden biri olan Matthias Zimmermann, henüz 18 yaşında olmasına rağmen Karlsruhe'nin değişmez isimlerinden biri. Geri dörtlünün sağ tarafında görev yapan genç oyuncu, oldukça çevik ve tekniği gayet iyi. Sık sık hücuma katılarak rakibin sol kanadını tehdit ediyor. Tam bir bek fiziğine sahip.

Zimmermann'ın gözüme çarpan tek eksiği ise ortaları. Ortalarını geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Almanya'da ''Wonderkid'' gözüyle bakılan Zimmermann'ın ileride Philipp Lahm'ın yerini rahatlıkla doldurabileceğini düşünüyorum.

Matthias defansif orta saha pozisyonunda da başarıyla görev yapabiliyor.

Alman Milli Takımı'nın formasını 15 yaşından beri terleten oyuncunun değeri yaklaşık 2 milyon € civarı.

Bu sezona ait istatistikleri (Şu ana kadar)

26 maç: 1 gol. Toplam dakika: 2322

8 Mart 2011 Salı

Marco Höger


Tam İsmi: Marco Höger

Uyruk: Almanya

Oynadığı Klüp: A. Aachen

Mevkii: Defansif Orta Saha

Doğum Tarihi: 16.09.1989

Boy: 1,86

Ayak: İkiside





Defansif orta saha kavramı, geniş bir kavram. Önceki dönemlerde defansif orta sahalar için süpürücü görevi görmeleri istenirken ve bu yeterli olarak kabul edilirken günümüz futbolunda defansif orta sahalardan çok daha fazlası istenmekte. Artık defansif orta sahalar açısından topu oyuna iyi sokabilmekte en az rakip atakları durdurmak ve tehlikeleri savuşturmak kadar önemli. Sırf bu yüzden Barcelona'da Mascherano gibi bir adam yedek kalabiliyor. Aynı durum Neill-Cana ikilisinde de geçerliydi. Bunun örneklerine sıkça rastlamak mümkün.

*Halil ve Höger aynı karede. DFB-Pokal maçından bir görüntü.

Tanıtacağım oyuncu olan Marco Höger'de günümüz defansif orta sahalarının meziyetlerine hemen hemen sahip olan bir oyuncu. Tatlı sert futbolunun yanı sıra üstün pozisyon bilgisi ve hiçte fena olmayan tekniğiyle, standart ''ön liberoların'' çok ötesinde bir oyuncu. Takımın lider isimlerinden biri olan Höger bu sezon yakaladığı şansı iyi değerlendirerek Aachen'in değişmez isimlerinden biri oldu. Her iki ayağını da kullanabilen oyuncunun uzaktan şutları da kaleciler için büyük tehdit. Zaman zaman sağ bekte de forma giyebiliyor.

Bu sezona ait istatistikleri (Şu ana kadar)

29 Maç: 9 gol, 6 asist. Toplam dakika: 2550

7 Mart 2011 Pazartesi

Noe Maya

Tam İsmi: Noe Maya

Uyruk: Meksika

Oynadığı Klüp: San Luis

Mevkii: Orta Saha

Doğum Tarihi: 01.02.1985 (26)

Boy: 1,73

Meksika'nın San Luis takımında forma giyen 26 yaşındaki oyuncu, her takımın orta sahasında görmek isteyeceği tarzda bir isim. Orta sahada her topa basan, kaptığı topları da tekniği sayesinde çok iyi kullanan bir oyuncu. Birçok Galatasaraylı'nın oyunundan memnun olduğu Culio'dan daha iyi bir futbolcu bana göre...

San Luis'de defansif orta saha ve sağ iç olarak görev alan oyuncu takımımıza transferi halinde Culio ile beraber orta sahada rakibe üstünlük kurmamız adına harika bir ikili oluşturacaktır. Yıllardır sıkıntısını çektiğimiz "kaptığımız topu oyuna sokamama" hastalığına da tekniği sayesinde ilaç olabilecek bir isim.

Yaşının 26 olması ve popüler bir isim olmamasından kaynakla transferinin 1-1,5 M Euro gibi bir rakama rahatlıkla bitirilebileceğini düşünüyorum. Misimovic'e 7, Yekta'ya 4 Milyon euroların verildiği piyasa da toplam 3 M euro maliyetle Culio - Maya orta sahasını kurmakta takdir edilesi bir hamle olacaktır.

6 Mart 2011 Pazar

Zoltan Stieber

Tam İsmi: Zoltan Stieber

Uyruk: Macaristan

Oynadığı Klüp: A. Aachen

Mevkii: Sağ - Sol Kanat

Doğum Tarihi: 16.10.1988

Boy: 1,75

Ayak: Sol





Henüz 17 yaşındayken Aston Villa scoutları tarafından keşfedilen ve transfer edilen Zoltan Stieber, Macar futbolunun gelecek vadeden isimlerinin başında geliyor.

Müthiş tekniğini hızıyla harmanlayan Stieber'i birebirde tutmak oldukça zor. Her iki kanatta da başarıyla görev yapan Macar oyuncunun inanılmaz bir sol ayağı var. Bunun haricinde duran topları da oldukça etkili kullanıyor. Bu da kendisi adına artılardan.

Fiziki zaafiyetinin olduğunu eklemekte fayda var. Biraz araştırdım ve Aston Villa'dan gönderilme sebebinin fizik olarak yeterli bulunmamasından kaynaklandığını öğrendim. Ama böyle bir dehayı takımdan göndermek ne kadar doğrudur bilinmez.

Stieber'in taliplileri şimdiden sıraya girmiş durumda. Kendisinin adı en son Stuttgart ve Kaiserslautern ile anılıyordu. Sezon sonu büyük ihtimal Aachen'den ayrılacaktır.

Bu sezona ait istatistikleri (Şu ana kadar)

27 Maç: 6 gol 15 asist. Toplam dakika: 2180



5 Mart 2011 Cumartesi

Galatasaray 0 - 0 Karabükspor


Çarşamba akşamı hayati bir maça çıkmışsınız, fena oynamamanıza rağmen istediğinizi alamamışsınız, tepki almışsınız ve yerden yere vurulmuşsunuz. Bu durumda olan bir takımın 3 gün sonra maç yapması işkence gibidir. Zaten binbir zorlukla boğuşmak zorunda kalıyorsunuz, birde sizden takımınızı üst düzey konsantrasyonla sahaya çıkarmanız bekleniyor. Gel de teknik adam ol.

Hagi oyuncularına gerekli konsantrasyonu ve kazanma arzusunu aşılamış maç öncesinde. Fakat şu an düzeltemeyeceği bir şey var: Özgüven sorunu. Öyle bir sorun ki, kolay kolay düzelecek gibi gözükmüyor. Bu sorunun düzelmesi için kanımca bir neslin ölmesi gerekecek.

Lafı dolandırmadan maça geçelim. Bu maç, Hagi'nin birçok yanlışından döndüğü maç oldu. Sabri'nin sakatlığında takımın belki de en düz oyuncusu olan Serkan'ı oynatmayıp, Neill'i alışık olduğu bölgeye kaydırması oldukça akıllıca bir hamleydi. Tekniği ve pozisyon bilgisi birçok yerli stoperin önünde olan ancak devamlılık sorunu yaşayan Gökhan'ın Servet'in yanına monte edilmesi riskli gibi gözükse de son derece yerindeydi. Cana'nın alışık olduğu yere geçmesi, Yekta'nın ilk 11 çıkması vs. Hepsi doğru hamlelerdi.


Galatasaray maçın büyük bölümünde 4-4-2/4-4-1-1 şeklinde dizildi sahaya. Doğru oyuncuların doğru mevkiilerde oynamasıyla daha akıllı oynayan bir Galatasaray izledik. Rakibin presini kırmaya yönelik olan, dar alandaki kısa ve seri paslar, ver-kaçlar, Cana'nın orta sahaya getirdiği sertlik, alan daraltmaların iyi uygulanması derken Karabükspor maç boyunca yarı sahayı zar zor geçebildi.

İlk yarıda sergilenen vasat üstü futbol final paslarının gelmemesi sebebiyle skora yansımadı. Culio - Yekta ikilisinin sol iç ve sol kanat mevkiilerinde yer değiştirerek oynaması, Neill'in çizgiye pek kaçmayıp toplu/topsuz içeriye hareketlenmesi, yani bir iç oyuncusu gibi oynaması pas trafiğini olumlu yönde etkiledi. Gökhan ve Servet'in dönen toplara yaptığı ilk müdahaleler de yerinde olunca maç tek kale oynandı ancak Galatasaray'ın son 25-30 metredeki üretkenliği zayıftı. Stancu - Baros ikilisinin formsuzluğu ve uyumsuzluğuna Kazım'ın içeriye yeterince destek verememesi de eklenince pozisyon bulmak zor oldu. Tabii bir çilingirin eksikliği de bayağa hissedildi.

İkinci yarı Cana'nın performansını bir kademe daha yukarıya taşıması, Hakan Balta'nın tıpkı Neill gibi içeriye doğru hareketlenmesi ve pas trafiğine katılması pozisyon yaratma ihtimalini de arttırmış oldu. Nitekim Galatasaray çok önemli gol pozisyonlarından yararlanamadı ikinci yarıda. Hagi'nin ileriye yönelik yaptığı hamleler doğruydu ancak son 10 dakika da kullanılan uzun toplar tam bir felaketti. Uzun toplar, rakibi açmakta etkili olabilir ancak bu kadar abartmak çok sakıncalı. Topu ayağına alan yanına bile bakmadan Allah ne verdiyse şişirdi ileriye.


Tek tek isim değerlendirmek istemiyorum ancak bugün Cana, Yekta ve Gökhan Zan'ın sergilediği futbol takdire şayandı. Hakan Balta'da bu sezon kendisi adına en iyi futbolu oynadı bana göre. Ancak hala yeterli değil.

Bu akşam Galatasaray'ın gol atamamasında ki en büyük nedeninin Milan Baros'un formsuzluğu olduğunu düşünüyorum. Garip bir tutukluk vardı üzerinde. Ne eskisi gibi pres yaptı, ne de kendisini parçaladı. Pas konusunda çok iyi olmadığını biliyoruz ancak bugün neredeyse pas tercihlerinin hepsi hatalıydı. Umarım bu durum yalnızca formsuzluğuyla alakalıdır. Yoksa başka bir nedeni kaldıramaz bu bünyeler.

Maç sonunda ''Hagi istifa'' seslerini duymak çok acı vericiydi. Hani şu tezahüratlar kötü oynanan Buca maçından sonra olsaydı anlardım. Ama bugün olmamalıydı. Hagi bugün kazanmak adına her şeyi yaptı, ancak olmadı. Skora göre taraftarlık yapmak bu olsa gerek.

Bugün çok daha iyi anladığım bir şey daha var: Hagi'yi böyle üzgün görmek meğerse çok koyuyormuş adama. Yani Hagi'ye de bunu yaptınız ya, ne diyeyim bilemedim. Helal olsun yönetime, basına ve bilinçsiz taraftarlara.

Stefan Bell


Tam İsmi: Stefan Bell

Uyruk: Almanya

Oynadığı Klüp: 1860 Münih

Mevkii: Stoper

Doğum Tarihi: 24.08.1991

Boy: 1,92

Ayak: Sağ





Hücumu düşünen ve hücum futbolu oynayan takımlar, iyi savunmacılara sahipse, topu kaptırdıkları zaman derinden bir eyvah çekmezler. Çünkü güven veren, yere sağlam basan stoperlere sahip olduklarını bilirler.

İyi bir Alman stoper bulmak bir dönem için gerçekten oldukça zor bir işti. Gerçi hala Alman Milli Takımının en zayıf yerinin stoper mevkiisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak yeni jenerasyonla bu sıkıntıyı aşacak gibi duruyorlar. Matt Hummels, Badstuber gibi gelecek vadeden stoperlere sahipler.

İleride bu isimlere katılabilme olasılığını yüksek bulduğum bir isim var: Stefan Bell. Bundesliga'da ilk yarı fırtına gibi esen Mainz'ın altyapısından çıkan Bell'in bonservisi hala bu takımda ancak sezonu kiralık olarak 1860 Münih'te geçiriyor. Bu sezon Bundesliga II'nin en az gol yiyen takımlarından biri olan 1860 Münih'in bu başarısında rol oynayan isimlerden biride kuşkusuz Bell. Hava hakimiyeti, hırslı futbolu ve forvetleri yıldıran markajıyla kendisinden söz ettirmeyi başaran Bell'in boyuna göre çevikliği de hiç fena değil. Topla biraz iyi değil, o kadar. Ancak basit oynaması gerektiğini gayet iyi biliyor.

*Cenk Tosun ile Stefan Bell beraber kafa topuna yükselirken.

Kendisine geleceğin Per Mertesacker'i gözüyle bakılıyor. Bende aynı şekilde düşünüyorum. Per Mertesacker'den pek bir eksiği yok. İlerleyen yıllarda onun önüne geçmesi de kuvvetle muhtemel.


Bu sezona ait istatistikleri (Şu ana kadar)

24 Maç: 2 gol, 3 asist. Toplam dakika: 2027

4 Mart 2011 Cuma

Pierre-Michel Lasogga

Tam İsmi: Pierre-Michel Lasogga

Uyruk: Almanya

Oynadığı Klüp: Hertha Berlin

Mevkii: Forvet

Doğum Tarihi: 15.12.1991

Boy: 1,89



Geçtiğimiz sezon küme düşen Hertha Berlin'in 2010-2011 sezonunun başında kadrosuna kattığı Lasogga, bu sezon gösterdiği performansla adeta parmak ısırtıyor.

Sezon başında bonservis bedeli ödenmeden Bayer Leverkusen'den transfer edilen 19 yaşındaki oyuncu, Bundesliga II'de lider olan Hertha Berlin'in en kilit oyuncularından biri konumunda. Forvette Kolombiyalı Adrian Ramos'un partneri olan Lasogga, etkili bitirici vuruşları, top saklama becerisi ve hava hakimiyetiyle ön plana çıkıyor.

Aslında Lasogga'nın böyle bir çıkış yakalaması bekleniyordu. Werder Bremen'in ve Bayer Leverkusen'in alt takımlarında oynarken, Almanya'da ikamet eden dostlarım kendisinden sıkça söz etmişti bana Açıkçası her iki takımdan da tek bir resmi maça dahi çıkamadan gönderilmesi bana oldukça ilginç gelmişti.

Lasogga'nın bir Mario Gomez olma olasılığını oldukça yüksek görüyorum. Kesinlikle o potansiyele sahip.

Bu sezona ait istatistikleri (Şu ana kadar)

21 Maç: 11 gol, 5 asist. Toplam dakika: 1400


2013 U-20 Dünya Kupası Türkiye'de

Bilindiği üzere Fifa, 2013 yılında düzenlenecek olan Dünya 20 Yaş Altı Turnuvasının ev sahipliğini Türkiye'ye verdi. Buna ülkemiz adına çok sevindik. Tabii bu turnuvanın ülkemizde düzenlenecek olması bizim açımızdan da oldukça sevindirici. Yüzlerce genç yeteneği yerinde izleme imkanına sahip olmak mutluluk verici. Tabii ki ölmeyip sağ kalmakta önemli.


28 Şubat 2011 Pazartesi

Manuel Lanzini


Manuel Lanzini

Takımı: River Plate

Yaş: 18

Boyut: 1,69

Uyruk: Arjantin - Italya

Pozisyon: Ofansif Orta Saha - Forvet

Ayak: Sağ










Diego Buonanotte'yi Malaga'ya sattıktan sonra Lanzini'yi as kadroya yerleştien River Plate'in oldukça akıllıca bir hamle yaptığını söylemek mümkün. Zirâ Manuel Lanzini son derece yetenekli ve oyun zekası yüksek olan bir futbolcu. Son olarak Independiente maçında Lamela ile birlikte ortalığı kasıp kavurdular. 

Oyunundan biraz daha bahsetmek gerekirse, sık sık ileri çıktığını ve gol aradığını, ceza sahasına sarkmaya çalıştığını söyleyebilirim. Pasör özelliği olan ve öldürücü paslar da atabilen; lâkin klasik on numaraların aksine, günümüz 10 numaralarını daha çok andıran bir stile sahip. Henüz çok genç olmasının verdiği etkiyle sahada bazen kaybolabiliyor. Topsuz oyun bilgisi mutlaka geliştirilmeli. Aynı zamanda fiziği de. Yere sağlam  basıyor ancak ikili mücadelelerde biraz daha ayakta kalabilmesi önemli.

Lamela ve Funes Mori isimleri piyasayı oldukça meşgul ettikleri ve çok göz önünde oldukları için transferi biraz daha kolay görünüyor. Yine çok ufak rakamlara gerçekleşmeyecektir ama onlar gibi imkansız da değil bana göre.